Barış Pınarı Emperyalist Projelere Karşı Bir Harekattır

Uluslararası politikayı anlamak için tarih ve coğrafya bilgisinin iyi olması lazım.
Emperyalizmin yapısal teorisini merkez çevre ilişkisi içinde açıklayan John Galtung güvenlik anlamında merkez devletlerin tahrip ederek koruma sağladığı, perifer ülkelerden ise buna karşın disiplin ve geleneksel bağlılık beklendiğini anlatır. Bu tahrip ederek koruma politikası böl, parçala ya da destabilize ederek yönet şeklinde açıklanabilir.
Merkez ülkelerden biri olan Rusya büyük bölümü Türkistan’dan oluşan kendi periferini böl, parçala stratejisi ile kontrol altında tutarken, ABD bir ada devleti olduğu için kendi coğrafyasından uzak periferini destabilize ederek yönetmeye çalışmıştır. Bunun sonucu olarak Rusya Türkistan coğrafyası ile Türkiye arasını yalıtmak için Ermenileri devlet olmaya teşvik etmiş fakat onu bir anklav haline getirerek istiklallerini de ellerinden almıştır. Haritaya baktığınızda Egeden itibaren Çin sınırına kadar uzanan bir Türk coğrafyasının Ermenistan ile adeta parçalandığını rahatlıkla görürsünüz. Dünya siyasi coğrafyasında Wakhan koridoru, Churchill hıçkırığı, Fergana vadisi gibi bunun pek çok örneklerini görmeniz mümkün.
Benzer bir planın Türkiye’yi Ortadoğu’dan yalıtmak için Kürtler üzerinden gerçekleştirmek üzere devreye sokulmuş olabileceğini haritaya bakan rahatlıkla anlar. Türkiye’nin Güney sınırında oluşturulacak bir Kürt koridoru zaman içinde genişletilmesi mümkün olmasa bile Türkiye’yi Ortadoğu’dan yalıtmaya yetecektir. Bu nedenle Türkiye’nin engel olmaya çalıştığı konu kuru bir egemenlik meselesi olarak değil emperyalizmin, büyük bir kısmı Türk ve Müslümanlardan oluşan doğu halkları üzerinde tesis etmeye çalıştığı jeopolitik hakimiyet planına direniş olarak anlaşılmalıdır.
Bu jeopolitik tuzaktan sadece bir askeri harekâtla kurtulmak mümkün değil tabi. Bu coğrafyada yaşayan halklar arasında örülen duvarlara da operasyon yürütmek lazım. Askerin işini askere bırakıp sosyal medya silahşörlerinin her türlü ayrıştırıcı söylem ve eyleme karşı mücadele etmelerinin en az sahada ki harekât kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, kimin kınadığı kimin desteklediği üzerinden halkları birbirine soğutmak faydasız. Herkes biliyor ki bu bölgede yer alan devletlerin yönetimleri kendi halklarını temsil etmekten çok uzak.
Emperyalizme karşı vermiş olduğumuz tek savaş olan İstiklal Harbini Türkler ve Kürtlerin birlikte yürüttüğünü; mecliste sağcısıyla, solcusuyla iç hesaplaşmaları sonraya erteleyerek birlikte hareket ettiklerini unutmayalım. İster sağ ayrıştırma, ister sol ayrıştırma toplumsal dayanışmayı tahrip ederek milli kuvvetimizi hiçe indirir.
Doç.Dr. Fikret Birdişli

0 Paylaşımlar

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.